Kadından Kentler / M.Mungan



Biliyordum, dinlediğimiz uzaklar aynı değildi. O geçmişi, ben geleceği dinliyordum. İçinde yaşadığımız zamanın kulak kabarttığımız uzakları bile farklıydı. Bir tek kalplerimiz yakındı onunla ve ben diğer birçok şeyi önemsizleştiren bu yakınlığı yıllar geçtikçe daha çok anlayacaktım. Zaten hep öyle olmaz mı? Hayat demek, biraz da zamanında anlamadıklarımıza karşı duyduğumuz pişmanlıklar demek değil midir?
**
İnsan ilişkilerinde sözler, davranışlar kadar sessizlikleri kullanmanın önemini de ondan öğrendim; hem de hiç farkında olmadan.
**
Böyle zamanlarda tartışmayı alevlendirmez, laf anlatamayacağını bildiği bu çeşit durumlarda hep yaptığı gibi, geri çekilerek karşı tarafın sakinleşmesini beklerdi.
**
Sonradan çok düşündüm: Madem insanların gerçekleri değişiyordu, neden içinde yaşadıkları değil, yaşamayı seçtikleri geçmiş zaman parçası kendi gerçekleri olmasındı? Vazgeçmenin mutluluğu, anımsamanın, yalnızca anımsamanın mutluluğu yok muydu? Bütün bu soruların derinleştirdiği, gerçeğe ve zamana açılan kapılar benim içimde de açıldığında, artık oyanımda yoktu. Bunları konuşabileceğim kimse yoktu. Bana kendi kendimle konuştuğum geniş bir zaman kaldı.
**
Gerçekte duyguları göründüğü kadar sahte olmayabilir; ama bazı kadınlarda samimi olanla olmayan yıllar içinde o kadar iç içe geçmiştir ki, sahici duygularını bile yapmacıklıkla ifade ederler; ayırt edemezsiniz.
**
Hayatlarındaki hemen her şeyi ucuza getirmeyi bilenlerin küçük, çapsız kurnazlık oyunlarıyla ağızdan laf almaya çalışıyordu.
**
Ne buluyorsun ki, böyle şehir şehir dolaşmakta? diyenlere, “her şehrin fırınının ekmek kokusu farklıdır” diye karşılık verirdi. “her ekmeğin hikâyesi farklıdır.” Hayat Hanım’ın böyle içli puslu sözlerine alışıktılar. Böyle zamanlarda anlamaktan çok hissetmeye çalışarak dinlerlerdi onu.
**
Yüreklerinin ta en derinine esen rüzgârın ayaklandırıp havalandırdığı, adını koydukları ya da koyamadıkları ürküntülerin, belirsizliklerin tekrar eski, dilsiz kuytularına çekilmesi, dünyanın onlar için yeniden tanıdık bir yer olması için rüzgârın kesilmesini, fırtınanın dinmesini ümit ediyorlar.

Not: Kitapla ilgili güzel bir yorum..eklemek istedim.


6 Comments:

Bızbız ve Bıtbıt Bir Hayat Hikayesi said...

uuww çok güzel :) okudum, çaya batırılmş püskküt gibi oldum..
murathan mungan ya 10 numara :)

ferkul said...

güzelmiş, okumak istedim, bir an, okumalı...

IHLAMUR said...

Merhaba Sevgili Vili,
JTO'nun blogunda da muhteşem bir Fransızca müzik vardı. Senin blogunda da Murathan Mungan'dan yaptığın alıntılara çok yakışmış. Yeri Kapılı Kırk Oda'yı okuyamadım. Yarım kaldı. Kadından Kentler'i alırım belki... Aslında severim M.M.'ı.

Bugün Peri Tozu'nun DVD'sini gördüm, alacaktım vazgeçtim. Blogundan filmin fragmanına ulaşınca filmi mutlaka izlemeye karar verdim.

Teşekkürler...

Görüşmek üzere.

vili said...

tnr @ çaya batırılmış bisküvi :)) hani bir kırk yıl düşünsen aklıma gelmezdi :)

ferkul @ öneriyorum ben de :)

vili said...

Ihlamur @ o kitabını okumadım. Bu kısa kısa öyküler şeklinde. Sıkılmadan okursun diye düşünüyorum:)

Peri Tozu..çokta düşündüğüm gibi değildi aslında. Nedense bana Issız Adam'ın konusunu hatırlattı..

Gathering said...

“her şehrin fırınının ekmek kokusu farklıdır”


Ama İstanbul'umun ki çok çok farklı:)))) Sonrasında da İzmir'im geliyor:)

Murathan Mungan çok güzel yazıyor... Merak ettiğim kitaplar arasında... Teşekkürler Vili (:

Birde, 'Olasılıksız' harika bir kitap... Umarım beğenmişsindir (:

Sevgimle...

hit counter
web statistics
 
GÜLÜMSE - by Templates Novo Blogger