Geceden




Gün biterken,
Avuçlarımın içinden kaçıp gitti,
Cama taş atıp kaçan haylaz bir çocuk telaşıyla..
/ aşktı tut(a)madığı / n.

Geceye dönerken şehrin rengi,
Güneş yitip giderken ufukta,
Kırmızı ışıkların büyüsünde,
Yankılandı sözlerimin son dizeleri..
/ sevgiydi sar(a)madığı / n

Uzadıkça uzadı gece,
Gecenin içine karıştı,
Gecenin karasına hüzünler..
Ve hüzünlerimdi,
Yanağımdan süzülen.
Gözyaşlarım değil…
/ sevgiliydi elinin tersiyle sil(e)mediği / n


vv. 02/06/2008

Portobello Cadısı - Paulo Coelho

Hiç kimse ışığı yakıp onu gizli yere, yahut da kilenin altına komaz, fakat girenler aydınlığı görsünler diye şamdana kor. LUKA 11:33
**
Anlattıklarını kayda alırken, hiçbir şeyin kesin olmadığını, her birinin nasıl algıladığına bağlı olduğunu gördüm. Kim olduğumuzu anlamanın en iyi yolu, çoğu zaman başkalarının bizi nasıl gördüğünü öğrenmektir. Bu, başkalarının bizden yapmamızı beklediklerini yapmamız gerektiği anlamına gelmez; ama kendimizi daha iyi anlamamıza yardımcı olur.
**
Sana anlattıklarıma bakarak belki de hayatta çok acı çektiğimi düşünüyorsundur, ama öyle değil. Kaldı ki ben oradaydım. Beni bütün yıkımlara karşı “korumak” isteyen bir sürü erkek tanıdım. Unuttukları bir şey vardı: Eski Yunan’dan bu yana, savaşlara katılan insanlar ya çarpışarak ölmüşler ya da belki yaralarına karşın, belki yaraları sayesinde güçlenerek geri dönmüşlerdir. Böylesi daha iyi: Doğdum doğalı bir savaş alanında yaşadım ve hâlâ hayattayım, kimsenin beni korumasına ihtiyacım yok.
**
Ona hattatların felsefesini de aktarmaya çalıştım.
“bu yazıları yazdığın kalem yalnızca bir araç Bilinci yoktur, onu elinde tutanın arzularına boyun eğer. Bu açıdan “hayat” dediğimiz şeye çok benzer. Bu dünyada birçok insan bir rolü oynar, kendilerini yönlendiren bir Görünmez El olduğunun farkında değildirler. Şu anda, ruhunun bütün meramı senin ellerinde, harfleri yazdığın kalemde. Bunun ne kadar önemli olduğunu anlamaya çalış.”
**
Bütün fırtınalar yıkım getirir, ama yağmurla birlikte hem tarlalar sulanır, hem de gökyüzünden bilgelik yağar. Bütün fırtınalar gelir geçer. Ne kadar şiddetliyse o kadar kısa sürer.
**
“Işık değişkendir, rüzgâr onu söndürür, şimşek yakar, hiçbir zaman güneş gibi durduğu yerde parlamak, ama yine de uğrunda savaşmaya değer.”
**
“daha çok şey öğreneceksin; bugünlerde hepimiz evlere, şehirlere tıkılmış durumdayız, işimizden başka bir şey görmez olduk, ama senin kanında kervanların, göçebelerin, Yüce Ana’nın varlığımızı sürdürmemiz için önümüze koyduğu öğretilerin zamanı var. Öğren, ama öğrenirken her zaman yanında başkaları da olsun. Yalnız başına arama, çünkü yanlış bir adım attığında yanında sana doğru yolu gösterecek kimseyi bulamazsın”
**
“her şeyin var, üstelik bütün bunları savaşarak elde ettin. Şimdi şu gözyaşlarına bak. Yüzüne, yüzündeki şu acıya bak. Aynadaki kadına bak, ama bu sefer gülme, anlamaya çalış.”
**
“Bildiğin her şeyi öğretecek misin bana?”
“Hayır, bilmediğim her şeyi anlatacağım. Seninle kurduğum bağlantı içinde öğreneceğim; bunu seninle ilk karşılaştığımızda da söylemiştim, şimdi de söylüyorum. Öğrenmem gerekeni öğrenir öğrenmez, yollarımızı ayıracağız.”
Portobello Cadısı – Paulo Coelho

İSTEK



İsteği bu ruhumun..

Sessizce,
Azalarak ve azaltarak kendini...
K a y b o l m a k.
D o k u n u l m a m a k.
Sesle,
Seslenişle..
***
Dilim sustu.
Ruhum sustu.
Konuşan kim ? Ben mi hâlâ ?
***
Bir kelebek kozası içindeyim,
S a r ı n d ı m,
S ı ğ ı n d ı m...
Varsın, renklenmesin kanatlarım.
Varsın, bir gün düşü kurmayayım.

R a z ı y ı m.
vv. 27/5/08

Boleyn Kızı




Boleyn Kızı

Kral ve Kraliçe’nin arasının kötü olduğu dedikodusunu haberini alan soylu bir ailenin, kızlarını diğer soylu aileler durumun farkına varmadan Kral’ın gözüne sokma çabaları ile başlıyor film. İzlemeye başladığım ilk anlarda Anna’nın neşesi,hazır cevaplığı yanında Mary ‘nin sakinliği, dinliği pek bir sönük gelse de..İşin içine hırslar, fettanlıklar, küçük değil büyük hesaplar girdikçe, bir kez daha önemli olanın ruh güzelliği olduğu gerçeğini anlıyorsunuz. Yani ben öyle hissettim
Ve sevmedim (Benim sevmemem olan biteni değiştirmiyor o ayrı konu pek tabii ki.. )
Evli olan kızlarını beğendiği için Kral’a sunmaları, eşinin de dahil olmak üzere tepkisizlikleri. Kral’ın Anna’ya olan saplantılı düşkünlüğü ve gözünün kilise, bir zamanlar sevdiği Mary, oğlu ve halkı da dahil hiçbir şeyi görmüyor olması.
Anna Boleyn’in düşüşü.
Kardeşine yaptığı çirkin teklif.
Ve final (yazmayayım)
Benim ruhuma iyi gelmedi kısaca…Sarsıcı idi.
Bir sonra ki filmim Winks Kızları ve Kayıp Krallık olacak sanırım:) )

Başlangıç


Uzandım usulca..
Tüm yoklukları koyup yanıbaşıma,
Vardıklarımla geldim...
***
Güneşe dair,
bahara dair dedimse umutlar,
Yeni bir başlangıç olsun, her son....
***
Ve,
Günümü aydınlatan,
İçimi ısıtan,
Bir söz olsun,
Belki sadece benim dudaklarımdan dökülen.
vv. 26/05/2008

hit counter
web statistics
 
GÜLÜMSE - by Templates Novo Blogger